DİYANET DERGİ OCAK 2020

KİTAP HAKKINDA

İnsanlığa teklif ettiği yüksek ahlaki değerlerle Kur’an, bir hayat kitabıdır. Yüce Rabbimiz onu okunup anlaşılsın, ibret alınsın, rehber edilsin ve yaşansın diye bizlere göndermiştir. Onun ilk uygulayıcısı Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ol-muştur. Kur’an ayetleri, Mekke ve Medine devirlerinde, Müslümanların sosyal hayatının içine iniyor, Hz. Peygamber tarafından hem uygulanıyor hem de açıkla-nıyordu. Kur’an’ın ilk müfessiri Hz. Peygamber’dir. Kur’an’ı anlamada ve hayata doğru biçimde uyarlamada Allah Resulü’nün tartışılmaz bir misyonu ve rehberliği söz konusudur. Bizzat Kur’an-ı Kerim, iman edenleri Allah’a ve Peygambere itaate çağırırken (Nisa, 4/59.) bu rehberliğin altını çizer.İslam tarihinde Hariciler başta olmak üzere çeşitli dönemlerde ve coğrafyalarda, Kur’an ve sünnet bütünlüğünü göz ardı eden, bu iki kaynak arasında çatışmacı söy-lemler geliştiren düşünce akımları ortaya çıkmıştır. Bugün de özellikle Batı menşeli pozitivist rüzgârların etkisinde kalan kimi yorumlar, sünneti dinin sırtında yük ve artık terk edilmesi gereken bir miras olarak görmekte, bu tehlikeli retorik doğrultu-sunda gençlerin ve müminlerin zihinlerini bulandırmaktadır. İslam dini, Kur’an ve sünnetin yanı sıra bin dört yüz yıllık bir birikimin, geleneğin, ilmî müktesebatın, muhtelif coğrafyalarda huzurlu medeniyet uygulamalarıyla bir-liğe ulaşmış bir dindir. Bugün Müslümanların içinde bulunduğu inkıraz durumuna bakarak, dinin temel kaynaklarını tartışmaya açmak her şeyden önce Kur’an’ın ön-gördüğü Müslüman şahsiyeti tipiyle bağdaşmamaktadır.