MODERN HAYATA ES VERMEK

Prof. Dr. Ali Erbaş

Modern hayatı eleştirsem de seviyorum. Elektriği, interneti, bulaşık ve çamaşır makinelerini seviyorum. Fakat doğadaki hayvanlara gelince durum değişiyor, kendimi onlara uzak hissediyorum. Kedi, köpek değil bahsettiğim, diğer canlılar. Onları görmek beni şaşırtıyor ve korkutuyor. Bir kirpi gördüğümde mesela, ona müzelikmiş gibi yaklaşıyorum. Böyle şeyler ancak müzelerde görülmeliymiş gibi. Oysa çocukluğum börtü böcek içinde geçti. Ne ki kolay alıştım modern hayatın konforuna. Kolay alışılıyor. Doğadan çabucak vazgeçebiliyoruz. “Doğayı geri püskürtme” deyimini kim kullanmıştı bilmiyorum ama modern hayat tam olarak bu, doğayı geri püskürtme ya da onu kontrol altına alma: İlaçlamalarla, parklarla, peyzajla… Doğanın aramızda kontrollü bir şekilde var olmasına izin veriyoruz. Bu doğada sırtlanlara, aslanlara, yılanlara yer yok. Böceklerin yaşamaması için de elimizden geleni yapıyoruz. Avcı, toplayıcı ve çiftçi atalarımızdan fazla uzaklaşmadık zaman çizelgesinde ama yaşam tarzımız ışık hızıyla uzaklaştı köylerden, tarlalardan. Artık ekip biçmek maksadıyla arsa sahibi olmuyoruz. Modern hayata bir beton daha yığmak için arsa sahibi oluyoruz. Beton âdeta mabedimiz oldu. Neden ahşap bir yapıya girdiğimde huzur ve sakinlik ve adını koyamadığım şeyler hissediyorum? Hala kopmadık doğadan. Bir yanımız park, bahçe, toprak arıyor bir yanımız betona yapışık. Ama doğanın o gür sesine dayanamıyoruz. Doğaya müzelikmiş gibi davranıyoruz. Bir müzeyi seyre gider gibi doğaya gidiyoruz. Bazen bilet alıyoruz hatta doğaya kavuşmak için. Bazı doğa parçalarını koruma altına alıyoruz. Biliyoruz ki koruma altına almazsak orası da betona dönüşecek. İnsan doğadan kopalı çok olmadı. Belgesellerle bu özlemi gidermeye çalışıyoruz. Bir aslana av olmamak için duyulan kaygı bitti mi peki? Hayır, yerine bir sürü yeni kaygılar geldi; modern hayat insanı kaygıdan ve korkudan kurtarmadı. İnsan doğada yaşarken stresli olmalı, her an bir yırtıcıyla karşılaşma tehlikesine karşı uyanık olmalı. Peki, modern insan bu stresten kurtulabildi mi? Diyebiliriz ki modern hayatta stres seviyemiz, doğada yaşayan insandan kat kat fazla. İş, trafik, ödemeler, çocukların geleceği… Hepsi birer stres ve kaygı kaynağı… Bir de varoluş kaygısı var. Doğadan uzaklaşmamız, bizi hayatta kalma kaygısından kurtardı ama hayatın anlamı da çekildi yaşamlarımızdan. Hayatta kalmak yetmiyor anlam bulmak için. “Ne için doğdum?”, “Hayat bu rutinden mi oluşuyor?”, “Ne işe yarıyorum?” gibi sorular insanın zihnini kurcalayıp duruyor.
Prof. Dr. Ali Erbaş