YEDİ KEZ DÜŞ, SEKİZ KEZ KALK

Gülşen Ünüvar-Pedagog

"Yakınma sahip olduğun bolluktan, onu bulamayan da var. Sana geniş gelen, bir başkasına oldukça dar. İhtiyaç duyduğunu istediğin zaman bulabiliyorsan elinin altında, ne büyük bir nimet! Ama bir kaşık suya muhtaçsan damlası bile gözünde bir servet.

Sahip olduklarının değerini bil, hor kullanma. Bıkıp usanıp da kurtulmaya çalışma. Aynı şeylerden yoksun olan insanlar var dünyada, unutma! Senin beğenmediklerin, bir mücevher değerinde onlara. Misal, bahçendeki eriğin çokluğundan yakınırsın sen. Bir çocuk üzülür, hayatı boyunca eriğin tadını bilmeyen. Çuval çuval unlar bekler ambarda. Ama bakmışsın ki yiyecek ekmek yoktur komşunda. Bağlar bahçeler dolu dolu yemiş yüklüdür. Bir başkasına bakarsın, kupkuru ortalık, dallar öylece büklüdür.

Diyeceğim o ki; kimi bolluktan muzdariptir kimi yeter der yoksunluk çekmeye. Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye. Sen sen ol şikâyet etme hâlinden. Sahip olduğuna şükret, o da gitmesin elinden. Köprün varsa ya sen geç ya da ihtiyacı olana aç. Suyun varsa iç ya da muhtaçlara aç. Kurtulmanın yollarını arayacağına, kıymetini bil. Yarının hiç belli olmaz, bakarsın varlığın da tebdil. Onlarca köprüsü de olsa insanın, bazen geçmeye mecali kalmaz. Bardaklar dolusu su da içse, derdine derman olmaz. Köprüler yıkılır, kurur dereler. Bazen bildiği tüm yollar çıkmaza girer. Tökezler ayağı, sendeler de yere düşer. Toza toprağa bulanır, el aman der. İşte tam burası dönüm noktasıdır. Umutla umutsuzluğun ortasıdır. Ya düştüğün yerde kalırsın, yerle bir olursun. Ya da kalkarsın bir çırpıda, dimdik ayakta durursun. İkincisi makbuldür elbet, bu yakışır insana. Düşen kalkar, daha da sağlam basar toprağa. Yedi kez düş, sekiz kez kalk. İradesiyle vardır insan, güçlü duruşuyla. Asla pes etmemesiyle, onurlu oluşuyla. Defalarca yenilsen, sayısız kere kaybetsen de üzülme.

Dünya bir imtihan yeri, olumsuzca düşünme. Kabullenip durumunu, bir daha yeltenmezsen umuda. Kırılır umut, bürünür sonsuz bir sükûta. Böyleyken böyle, gel değer ver cismine. Örnek ol çoluğuna çocuğuna, dostuna eşine. Söyleriz söyleriz, bir bak bakalım kim dinler? Kendi sesimiz, ancak kendimize inler. Sorarım, hâlimizden anlayan var mıdır acaba? Ham merhem, ilaç olur mu hiç onmaz yaraya? Uzun uzun anlatmaktan zarar gelmez bilirim. Yüksünmem yürümekten, Fizan’a desen gelirim. Yeter ki bir dinleyenimiz olsun! Hâlimizden anlayan, gönlümüzü bulsun. Lafta kalmasın “Anlıyorum”lar, “Haklısın”lar, “Elbette”ler… Üstünkörü olmasın gülmeler, gelmeler, sevmeler! Sormayacağım, çok mu şey istiyorum. İnsan insana şifadır, biliyorum! Ancak herkes kendisi ile meşgul, yok zamanı ilgiye. Her şeye vakit var, bir tek dakika ayrılmıyor sevgiye. Hâlbuki kim var insana insandan daha yakın? İnsana insafla yaklaşmayandan sakın ha sakın! Kendi derdine düşmüş beşer, kim kime dumduma. Bir müşkülü var mı, bir sor bakalım komşuna.

Dert, dertliyi söyletir. Yara, sahibini incitir. Geri kalan kimsenin umurunda değildir yaşananlar. Refahına refah katmakla meşguldür tuzu kuru olanlar. Yaralı, yarasıyla tek başına kalır çoğu zaman. İnciten de incinen de bellidir, hiç fark etmez mekân. Kendi derdiyle kavrulan insanlardan bahsettik. Sabret, hak yerini elbet bulur dedik! İlahi adalet şaşmaz, gün gelir devran döner. Herkes ektiğini biçer, yanan ateş mutlak söner. Kimsenin yanına kâr kalmaz ettiği. Gizlide saklanmaz bilenin bildiği. Sana düşen, acele etmemek. Makbul değil midir usulüyle beklemek. Vakti zamanı var her şeyin ve herkesin. Süre dolmadan kimse kimseye güvence vermesin. Ne bir gram fazla ne de eksik. Kulun hakkı baki, olmaz ise bir terslik. Umudunu hiç kesme, sabrını sükûtunu iradeni yumak et de sar! Terazi var tartı var, her şeyin bir vakti var. Meraklanma, en hassas dirhemlerle tartılır alacağın.

Ölçün baki, düzendir sabit kalacağın. Eğer tüm bunları es geçersen, işlerin yolunda gitmez. Yaşanacak karışıklıklar seni pek de memnun etmez. Her şeyin bir oluru vardır, ölçüden şaşma. Kararında yaşa ve davran, kabından taşma. Tartıya güven daima, teraziyi eksik etme işinde. Vaktini bekle, sabırsızlanıp da olacak işe olmuş deme! Yazdık söyledik, diyeceklerimizin sonuna geldik. Nasihat değil gayemiz, adına tavsiye dedik. İnsanla oturduk, insanla kalktık. En ağır yükü onun yakasına taktık. Elbette olacaktır zayıf yanlarımız. Yanılıp yasıp boşa çıkacaktır zanlarımız. Kusursuz insan neredeyse imkânsız, bu böyle biline. İnsan, noksanları ile insandır, hatalarıyla kabul edile. Kişi, düşünce kalkabilmeli demiştik birkaç satır yukarıda. Ancak herkeste aynı kudret yoktur, saygı duymalı güçlüsüne zayıfına. Küçük ve narindir serçe örneğin. Nasıl da zararı dokunur ona, küçücük bir değneğin. Vah ki vah, yerle bir eder en ufak bir sarsıntı onu. Güçlü olmasını beklerken, hezimete uğrayabilir sonu. Kimden ne beklediğimiz önemli değil mi biraz da. Hassas insanlar kırılgandır, alırlar çarçabuk bir yara. Alınırlar, gücenirler, kendilerini efkâra verirler. Kimseye kötülük etmezler, kimse onlara dokunmasın isterler. Haklılar kendilerince. Gönülleri, ruhları ipince. Yarı yerinden eden deredir. Serçeye çubuk, beredir. Kıymayalım narin kuşlara, ağaçlara, insanlara. Berelemeyelim onları, insaf edelim gözündeki yaşlara.

İradesiyle vardır insan, güçlü duruşuyla. Asla pes etmemesiyle, onurlu oluşuyla. Defalarca yenilsen, sayısız kere kaybetsen de üzülme. Dünya bir imtihan yeri, olumsuzca düşünme. Kabullenip durumunu, bir daha yeltenmezsen umuda. Kırılır umut, bürünür sonsuz bir sükûta. Böyleyken böyle, gel değer ver cismine. Örnek ol çoluğuna çocuğuna, dostuna eşine.
"

Gülşen Ünüvar-Pedagog