KUDÜS'ÜN BİZİM İÇİN ÖNEMİ

Yaşar Çapçı

Kudüs; “Gökte yapılıp yere indirilen şehir”, ilk kıblemiz, ikinci mescidimiz ve üçüncü haremimiz olan Mescid-i Aksa’yı içerisinde barındıran, birçok peygambere ve bu peygamberlere inen vahye tanıklık eden, birbirinden önemli nice tarihi olayların meydana geldiği kutsal bir şehir…
Kudüs; Hz. Davud’un temeli, Hz. Süleyman’ın Beytü’l- Makdis’i, Hz. Zekeriya’nın, imamlığı, Hz. Yahya’nın müjdesi, Hz. Meryem’in hücresi, Hz. İsa’nın beşiği, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) miracı, Hz. Ömer’in fethi, Selahaddin Eyyubi’nin rüyası, Kanuni Sultan Süleyman’ın imarı, Abdülhamit Han’ın davası…
Vahyin, “Etrafını mübarek kıldığımız” belde ifadesiyle kutsadığı, Hz. Süleyman’ın (a.s.), “Ya Rabbi! Kim Mescid-i Aksa’ya namaz kılmak için gelir ve namaz kılarsa, anasından doğduğu günkü gibi tertemiz olsun, hastalığı varsa şifa bulsun, derdi varsa deva bulsun.” duasını Allah’a arz ettiği; dünyanın gözbebeği, barışın anahtarı Kudüs...
Resulüllah’ın (s.a.s.) mübarek eşleri Hz. Meymune annemiz, “Ey Allah’ın Resulü bize Kudüs’ten, Kudüs’ün faziletinden bahseder misiniz?” diye sorar. Peygamber Efendimiz, “ Gidin, mutlaka namaz kılın.” duyurur. Meymune annemiz, “Eğer Kudüs’e gidip namaz kılma imkânı bulamazsak ne yapalım?” sorunca Efendimiz, “Hiç olmazsa kandillerinde yakılmak üzere yağ gönderin.” Buyurur.
Bugün Kudüs’ün kandil yağına değil ama iman kandili ile yüreğini aydınlatan Kudüs sevdalısı müminlere ihtiyacı var.
Kudüs dinlerin buluştuğu mübarek bir mekândır. Üç semavi dini birden ağırlamış, asırlara meydan okuyan taş mabetlerinde ezan, çan ve hazzan sesleri hiç eksik olmamıştır. Müslümanların hâkimiyetinde iken şehrin kapıları tüm inanç mensuplarına ardına kadar açılmış, kimsenin inancına, vicdanına, hürriyetine, mabedine dokunulmamış; farklı din, dil, ırk ve mezheplerin bir arada adalet, sevgi ve barış içerisinde yaşanması sağlanmıştır.
Mescid-i Aksa’nın ilk kıblemiz olması biz Müslümanlar için bu kutsal şehrin önemini daha da arttırmıştır. Efendimiz (s.a.s.) Mescid-i Aksa’nın ziyaret edilmesini ve buradan umreye gidilmesini teşvik etmişlerdir: “Yolculuk ancak şu üç mescitten birine olur, benim şu mescidime, Mescidi Haram’a ve Mescidi Aksa’ya.”; “Kim Kudüs’ten, Mescid-i Aksa’dan umre yaparsa, Allah geçmiş günahlarını bağışlar.” Bu teşvike binaen Kudüs ve Mescid-i Aksa tüm Müslümanların ve özellikle Osmanlı tebaasının ziyaret edegeldikleri ve buradan umreye hareket ettikleri bir merkez olmuştur.
Bir süre kesintiye uğrayan bu önemli ziyaret, Başkanlığımızca 2015 yılından itibaren Kudüs ve Kudüs bağlantılı umre turları düzenlenerek devam ettirilmektedir. Bu sayede terk edilen bir sünnet tekrar yaşatılmakta; aynı zamanda bu kutsal topraklarda kendi kaderleriyle baş başa bırakılan Filistinli kardeşlerimizin yalnız olmadıkları mesajı verilmektedir.
Kudüs ve Kudüs bağlantılı umre turlarına katılan yolcuların attırılmasına katkı sağlamak ve kamuoyunda Kudüs konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş hocamızın talimatıyla “Umre Hizmetleri Daire Başkanlığı”nın adı, “Umre ve Kudüs Ziyaretleri Daire Başkanlığı” olarak değiştirilmiştir.
Söz konusu faaliyetler, 3 günlük Kudüs ve 16 günlük Kudüs bağlantılı umre turu olarak iki alternatifle düzenlenmekte; Kudüs bağlantılı umre turlarına katılan yolculara üç mescitte; Kâbe-i Muazzama, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa'da cuma namazı kılma imkânı sağlanmaktadır. Söz konusu turlar kapsamında üniversite gençliği başta olmak üzere farklı yaş ve meslek gruplarının katılımına imkân sağlayan özel turlar da düzenlenmektedir. Hiçbir güvenlik endişesi taşımadan Devletimiz ve Başkanlığımız güvencesi ile yolculara hizmet verilmektedir.

Yaşar Çapçı